BURSA VEREM SAVAŞI DERNEĞİ
  • Tel : +90 224 443 31 70

Tüberküloz (Verem) ile İlgili Merak Edilen Diğer Konular.

Tüberküloz (Verem) ile İlgili Merak Edilen Diğer Konular.

    * Verem ilaçlarının yan etkileri nelerdir?

     Tedavi sırasında seyrek olarak yan etkiler ortaya çıkabilir. En sık görülen yan etkiler şunlardır;

     + Cilt döküntüsü, kaşıntı,

     + İştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı,

     + Görme bozukluğu, bulanık görme, kırmızı/yeşil renk ayırımında bozulma,

     + Grip benzeri yakınmalar,

     + Eklem ağrıları,

     + Parmaklarda uyuşma, ağız çevresinde uyuşma,

     + Kulakta çınlama ve işitme kaybı,

     + Karaciğer toksik etki.

     Daha nadir görülen yan etkiler; kanamaya eğilim, sarılık ve böbrek yetmezliğidir.

     İlaç içtiği dönemde hasta alkol kullanmamalıdır, karaciğere toksik etkiyi artırır.

     Yan etki görülmesi durumunda en kısa sürede mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Yan etkilerin birçoğu tedaviyi tamamen bırakmayı gerektirmez. İlaca devam edilip edilmeyeceğine ancak tedaviyi düzenleyen ve/veya takip eden doktor karar verebilir.

     İlaçların hemen kesilmesini gerektiren durumlar şunlardır;

     + Sarılık

     + Göreme kaybı

     + İdrar çıkaramama

     + Normal dışı kanama

     + Ciddi cilt döküntüsü

     + Denge bozukluğu

     + İşitme kaybı

     Bu durumlarda tedavi hemen kesilir ve hasta ilaç almadan, beklemeksizin doktoruna başvurur.

     Tedavinin temel ilaçlarından biri olan rifampisin; idrar, gözyaşı, ter ve büyük abdesti turuncuya boyayabilir. Bu endişelenecek bir durum değildir.

     Yan etki riskini artıran karaciğer ve böbrek hastalığı gibi durumlarda ilaç dozları tedaviyi düzenleyen hekim tarafından ayarlanır ve kontroller daha sık olarak gerçekleştirilir. Bu durumlarda tüberküloz tedavisi, doktorun gerekli görmesi halinde hastanede yatırılarak yapılır.

 

 

    * Verem aşısı (BCG) uygulaması nasıl yapılır?

     BCG aşısı ülkemizde doğumdan sonra 2 ayını dolduran bebeklere, aile sağlığı merkezlerinde yapılır. BCG yapılmamış 3 ay ve daha büyük çocuklarda 6 yaşa kadar önce tüberkülin testi (PPD) yapılır, pozitif çocuklara BCG aşısı uygulanmaz. 6 yaşından büyük çocuklarda BCG aşısı gerekli değildir.

     BCG aşısı, çocuklarda kanla yayılan, beyin zarına tutan (menenjit) ve hayati tehlike yaratan yaygın verem hastalığını (miliyer) önler.

 

    * Verem konusunda mutlaka yapılması gerekenler nelerdir?

     * Tüberküloz hastalığını düşündüren yakınmalar; 2 haftadan uzun süren öksürük ile birlikte balgam çıkarmak, halsizlik, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi şikayetlerinden biri varsa mutlaka verem savaşı dispanserine ya da başka bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir.

     * Hastaların temaslıları mutlaka verem savaşı dispanserine ya da başka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

     * Öksürürken, hapşırırken ağzı kağıt mendil ile kapatılması gerekir.

     * Yaşanan ortamların havalandırılması gerekir.

     * Bebekler doğumdan sonraki ikinci ayını doldurduğunda BCG aşısı ile aşılanmalıdır.

     * Tüberküloz (Verem) hastaları ilaçlarını her gün düzenli olarak doğrudan gözetim altında almalıdır.

     * Tüberküloz ilaçlarını alırken, doktora danışmadan başka ilaçlar kullanılmamalı; başka bir hastalık dolayısıyla sağlık kuruluşuna başvurulduğunda da verem hastası olduğu doktoruna söylenmelidir.

     * İlaçlara bağlı yan etki oluşması durumunda en kısa sürede doktora gidilmelidir.

     * Tedavi süresince ve sonrasında düzenli kontrollere gidilmelidir.

     * Kadın hastalar; gebelik, emzirme ve doğum kontrol yöntemleri ile ilgili durumlarını doktoruna bildirmelidir.

     * Dengeli beslenmeli, sigara ve alkolden uzak durulmalı, sağlıklı yaşam kurallarına uymalıdır.

 

 

    * Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) Nedir?

     Tüberküloz (Verem) tedavisi uzundur. Hastanın günde 8 – 10 hap içmesi gereklidir. Bu ilaçların düzenli içilmesinin takibi için bir gözetmene ihtiyaç vardır. Hastanın her doz ilacını eğitim almış bir kişinin gözetiminde içmesine doğrudan gözetimli tedavi (DGT) denilir. Hastanın ilaçları içtiğini bu gözetmen izler ve kaydeder. Ülkemizde DGT yapılmaktadır. İlaç içilen yer ve gözetmen hastanın onayı ile verem savaşı dispanseri hekimi tarafından belirlenir.

     DGT, tüberküloz (verem) tedavisinde gerekli bir uygulamadır.

 

 

    * İlaca dirençli Tüberküloz (Verem) Nedir?

     Tüberküloz (Verem) mikrobuna etkili olması beklenen bir ilacın etki etmemesi “ilaç direnci” olarak tanımlanır. Mikropta oluşan bir genetik değişiklikle olur. İlaç direnci laboratuvar testi ile anlaşılır.

     İlaca direnç iki yolla gelişir;

    * Tedavinin düzenli olarak alınmaması sonucunda gelişebilir.

    * İlaç direnci olan hastadan dirençli mikrobun buluşması ile ortaya çıkabilir.

     Dirençli tüberküloz içinde için de çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) özel bir önem taşır. En önemli iki ilaç olan izoniyazid ve rifampisine direnç olması durumunda hastalık, ÇİD-TB olarak adlandırılır.

     Çok ilaca dirençli verem hastasına farklı bir tedavi verilir. Bu tedavi, 4 – 8 değişik ilaçla, 2 yıla kadar süren bir tedavidir.

     Düzenli ilaç kullanan dirençli hastalarda tedavi büyük oranda başarı ile tamamlanır. Bu hastalarda düzensiz tedavilerde ölüm oranı artmaktadır.

 

 

    * Tüberküloz (Verem) Hastasının Temaslılarının Taraması Nasıl Yapılır?

     Verem hastası ile aynı havayı paylaşan ve tüberküloz basiline maruz kalan kişilere temaslı denilir. Temaslılarda tüberküloz hastalığı görülme oranı aynı hava solunduğundan yüksektir. Bu nedenle tanı konan bütün hastaların temaslıları verem savaşı dispanserinde taranır. Tarama yapılmasının amacı; hastaya mikrop bulaşmıştır başka bir hasta olup olmadığının ve hasta kişinin temaslılara hastalığı bulaştırıp bulaştırmadığının belirlenmesidir. Çocuk hastalarda yapılan temaslı muayenesi, genellikle kaynak hastayı bulmaya yöneliktir.

     Temaslıların yakınmaları sorgulanır, akciğer filmleri çekilir, tüberkülin deri testi (PPD) yapılır. Ön kola deri altına yapılan bu test 72 saat sonra vücudun teste verdiği tepki ölçülerek yapılır.

     Tarama sonucunda tüberküloz hastalığı saptanan kişilere tedavi başlanır. Hasta olmayıp koruyucu tedavisi alması gerekenlere koruyucu tedavi verilir. Koruyucu tedavide tek ilaç kullanılır (en sık izoniyazid ve 6 ay süreyle).

     Tüm temaslılar 2 yıl süreyle belli aralıklarla kontrole çağrılır. Yakınması olanların hemen başvurması gerekir.

 

 

    * Tedavi Sonrası Takipler Ne Zaman Yapılır?

      İyileşerek tedavisi tamamlanan hastaların, tedavisi bittikten sonra 3. / 6. / 12. / 24. ayda kontrolü gerekir. Bunun yanında yakınmaları olursa gecikmeden hekime başvurması önerilir.

 

 

    * Çocukluk çağında Verem tanısı nasıl konulur ve tedavisi nasıl yapılır?

     Özellikle 5 yaşından küçük çocuklarda verem mikrobunu aldıktan sonra hastalık gelişme riski, menenjit ve miliyer (yaygın) tüberküloz görülme olasılığı erişkinlere göre daha yüksektir. Verem, 2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, kilo almama, büyüme geriliği gibi yakınmaları olan çocukta akla gelmelidir. Ancak bazen bu yakınmalar erişkindeki kadar belirgin olmayabilir.

     Çocukluk çağı tüberkülozunda tanıyı çocuk hekimi koyar. Verem hastası ile temas olması, semptomlarının ve bulgularının olması, tüberkülin deri testi (PPD), radyolojik bulgular, diğer testler ve mikrobiyolojik incelemeler birlikte değerlendirilecek tanı konulur.

     Çocuklarda verem tedavisi erişkinlerle benzerdir. İlaç dozları kiloya göre belirlenir.

     Çocuk verem hastasının mutlaka aile taraması yapılmalıdır.

 

 

    * Gebelerde Verem nasıl tedavi edilir?

     Verem tanısı konan gebede en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır. Bu hastalarda streptomisin kullanılmaz. İzoniyazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol gebelikte güvenle kullanılabilir. Gebelik döneminde tedavi alan anneler, bulaştırıcılıkları ortadan kalkacağı için doğum sonrasında bebeklerine verem bulaştırmamış olacaklardır. Tedavi almayan verem hastası gebenin hastalığı ilerler, bebeğine de verem hastalığını bulaştırabilir.

     Doğum yaptıktan sonra verem tanısı konan annelerin bebeklerinde verem araştırılmalı; hastalık saptanırsa bebek de tedavi edilmeli, hastalık saptanmamışsa koruyucu tedavi başlanmalıdır.

  

 

    * Emziren annelerde Verem nasıl tedavi edilir?

     Emziren annelerde izoniyazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol ve streptomisin güvenle kullanılabilir. Verem ilaçları anne sütünde çok düşük düzeylerde bulunur. Bunun bebeğe zarar verici etkisi yoktur. Ancak koruyucu etkisinin de olmadığı unutulmamalıdır.

 

 

    * Doğum kontrol haplarının Verem ilaçları ile etkileşimi var mıdır?

     Rifampisin adlı ilaç doğum kontrol haplarının etkinliğini azaltır. Bu nedenle ilgili hekimin önerisine başvurulmalıdır.

 

 

    * Verem ve Edinsel İmmün Yetmezlik Sendromu (AIDS) hastalığının etkileşimi var mıdır?

     ‘Bağışıklık Yetmezliği Virüsü’ (HIV) pozitifliği ya da AIDS hastalığı olması, verem hastalığının gelişiminde en güçlü risk faktörlerindendir. Verem tanısı konmuş hastalara HIV taşıyıcılığının saptanması amacıyla, HIV tanı testi yapılması önerilmektedir.

     AIDS’li kişideki verem hastalığının tedavisi, diğer verem tedavileri ile aynıdır. Yalnız her iki hastalıkta kullanılan ilaçların etkileşimi olabilmektedir. Bu nedenle ilaç seçiminde değişiklik olabilir. Tedavide artan ilaç sayısı nedeniyle ilaç yan etkisi gelişme riski de armaktadır.

 

 

    * Verem tanı ve tedavisi ile ilgili kurumlar ve kuruluşlar hangileridir?

     Tüberküloz Daire Başkanlığı; Türkiye’de tüberküloz kontrolü programını yürütür. Verem konusundaki politikaları belirler, personel eğitimlerini yapar, koordinasyonu sağlar, ilaç teminini sağlar.

     Verem Savaş Dispanserleri, verem hastalarının kayıtlarını tutarak, tanı, tedavi, takip ve temaslı muayenesi ile koruyucu tedavi hizmetlerini yürütür.

     Aile Sağlığı Merkezleri ve Aile Hekimleri; kendilerine kayıtlı verem hastalarının tedavi ve kontrollerini takip eder, doğrudan gözetimli tedavi (DGT)’de görev alır.

     Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Toplum Sağlığı Merkezleri; Aile Sağlığı Merkezi ve Verem Savaşı Dispanseri çalışmalarını koordine eder, denetler.

     Göğüs Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastaneleri; tüberküloz hastalarının tanısı, tedavisi, takibi konusunda (ayakta ya da yatırarak) görev yaparlar. Dirençli verem hastalarının tedavi ve kontrollerini yapar.

     Hastanelerdeki göğüs hastalıkları ile enfeksiyon hastaları bölümleri ve hekimleri; verem hastalığı tanısı, tedavisi, takibi konusunda (ayakta ya da yatarak) görev yaparlar.

     Uzman hekimler ve hastaneler; kendi branşları ile ilgili organ veremi tanısı ve tedavisi takibinde görev alırlar.

     Tüberküloz laboratuvarları, tüberküloz tanısında kullanılan örneklerin laboratuvar incelemelerinin yapıldığı yerdir.

 

 

    * Verem hastalarına ayni nakdi destek sağlayabilecek kurum ve kuruluşlar hangileridir?

     * Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı kurumlar,

     * Belediyelerin Sosyal Yardım İşleri Müdürlükleri,

     * Kaymakamlık bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları,

     * Verem Savaş Dernekleri.

 



Verem Savaş Derneği © 2018 Tüm Hakları Saklıdır.